Oz motovlogs

Yeni bir motosiklet serisine başladım. Hem sürüyorum, hem konuşuyorum. Bu ilki tanıtım videosu tarzında. İlerki zamanlarda yenileri gelecek :) Hayırlı olsun diyelim şimdilik :)

Güneş banyosu yapan adam

Uzun bir aradan sonra kısa videolarla tekrar başlıyorum :) Video hakkında söylenecek fazla birşey yok; aynen daha öncekiler gibi :)

Annemin kediden kurtardığı bülbül

Annem 2012 yazında bahçemizdeki kedinin ağzından bir bülbül kurtarıp eve getirmişti, ben de kameraya çekmiştim. Ufak bir derleme yaptım sizler için :) İYi seyirler.

Oz Rides – Kymco Agility 125 ile İstanbul 1

Uzuuuun bir aradan sonra tekrar merhaba :) Kanalım ve sitemin reklamını yapmak için böyle birşey yapayım dedim. İşe yarayacağını düşünüyorum; bakalım. Umarım öyle olur :)

Motosikletle video blog yapan çok sayıda yabancı var. Çoğu, sürüşleri esnasında konuşuyor ki bu benim hoşlandığım birşey değil. Konuşma içermeyen, sadece motorun ve sürüşün ön planda olduğu kanallar genelde azınlıkta. Bu tarz videolar çeken en bilindik kişi sanırım RoyalJordanian. Ben de onun yaptığı videoları beğenen biriyim. Kendisinin ‘Oz Rides – Kymco Agility 125 ile İstanbul’ için esin kaynağım olduğunu söylemekte bir sakınca görmüyorum :) Özellikle son videolarında yakaladığı format gayet basit ve eğlenceli. Ben de ilk videomdan itibaren benzer (hatta bence daha da iyisi :P) birşey yapmak istedim.

Benim RoyalJordanian gibi 900cc’lik bir makinem yok tabi. Kullandığım motosiklet Kymco Agility 125 :P. ‘İyi de bu motosiklet değil ki’ diye serzenişte bulunacak kişiler için; hayır, bu da bir motosiklet. Vitessiz olduğu için, ‘scooter’ alt kümesinde olduğu için tabi beklentiler biraz farklı olabiliyor. Videoları aslında önce ‘Motosikletle İstanbul’ olarak adlandırmıştım ancak başlıkta motosiklet lafını gören birinin, videoda Kymco Agility 125′i gördükten sonra sinirlenip dislike’a basmasını istemediğim için değiştirdim.

Türkiye’de motosiklet videosu paylaşan kişiler genelde trafikte yaşadıkları sorunları gösteriyorlar. Bu tarz videoların çoğunda bir agresiflik hakim oluyor. Benim videolarım tam tersi şekilde, olaylara esprili taraflarından bakacak. Konuşmadan, 125cc’lik bir scooterla sizi güldürebilir miyim, hep beraber göreceğiz :)

Net ve kesin olarak bu seride bir sürerlilik olacak. 2, 3 video yapıp ‘tamam yeter bu kadar’ demeyeceğim. Devamı kesinlikle gelecek. İlk video için şablon hazırlamak biraz uzun sürdü ancak sonraki videolarda işimin gayet kolay olacağını düşünüyorum.

Şimdilik bu kadar. Uzun süredir asıl kanalım için video yapmıyorum. Bu video ile tekrar hareketlilik geleceğini düşünüyorum. 2014 aslanların yılı olacak deniyordu. Bu sene güzel şeyler olacağını düşünüyorum :) Hayırlısı diyelim artık hehe :D

Bir sonraki Oz Rides videosunda görüşünceye dek; hoşçakalın :)

The Nutella – FilmConvert

FilmConvert firmasının düzenlemiş olduğu ufak bir yarışma vardı. O yarışmaya katılım için çekmiş olduğum video :) Aklımdaki 1. ve 2. fikirleri ne yazık ki çekemedim. İkisi de bundan daha uzundu ve daha ciddiydi :) Öte yandan elimde olmayan sebeplerden ötürü (hikayalerin geçmesini düşündüğüm yerler müsait değildi) olmadı. Ben de tüm bu olayı biraz ti’ye alan bu videoyu çektim. Yarışmaya katılan diğer videolara bakarsanız hemen hepsi olaya biraz ciddi yaklaşmış. Benim de biraz farkım olsun ama yani değil mi :P

FilmConvert, günümüzdeki dijital video kameraların çektiği görüntüleri eski ‘film’ kameralarına benzetme maksadıyla kullanılan bir program aslında. Yarışmanın olayı da buydu; çekilen görüntüler film-vari duruyor mu durmuyor mu. Benim kullandığım kamera Sony Ex1r. Bu küçük sensörlü bir ‘video’ kamera. Bu kamerayla çekilen görüntülerin filme benzemesi hemen hemen imkansız. Yine de o tarz bir görüntü alabilmek adına kamerayla deneyebileceğiniz ufak bir kaç numara var. En temel olanı çekeceğiniz şey ile arka plan arasına mesafe koyduktan sonra görüntüdeki temel unsura sonuna kadar zoom yapmak. Böyle yapınca arka planı biraz flulaştırmış oluyorsunuz. Bu da film kameralarındaki gibi, biraz ‘organik’ bir görüntü elde etmenizi sağlıyor.

Videoyu çekeceğim gün ve öncesindeki üç gün aynı bu şekilde rüzgarlıydı. Hava durgunlaşır diye bekledim ama düzelmedi bi türlü. Son katılım tarihini kaçırmamak adına sonunda rüzgar olsa da çekmeye karar verdim. Kamera tamamen zoomda olduğu için biraz titreşim oluştu görüntülerde. Kameranın görüntü sabitleyici sistemi var ancak normalde kapalı kullanıyorum ve açmayı unutmuşum :S Görüntüleri bilgisayar ortamında warp-stabilizer ile sabitlemem gerekti. Çok dikkatli bakarsanız arkadaki direklerin biraz oynadığını görürsünüz :)

FilmConvert haricinde renklendirmeyi Premiere üzerinde yaptım. Film gibi durmasına katkı sağlayan diğer unsurlardan biridir renklendirme sonuçta :)

Nutella çok severdim eskinde (ama artık yemiyorum zira şeker iyi birşey değil). Dünya genelinde de çok tutulan birşey. Belki ordan biraz prim yapabilir diye nutella üzerine çalıştım :)

Genel olarak haliyle ciddiye alınabilecek bir video değil. Sonuçta konudan bağımsız olarak önemli olan çekilen görüntünün filme benzeyip benzemediğiydi. Bence iyi duruyor sonuç olarak. Bu görüntüyü renderlarkan büyük uğraşlar verdim. Kullandığım bilgisayar yüklü görüntüleri işleyemiyor. Sabit diskler harici bağlı, yüksek mbit’te kayıt yapamıyorum falan. Çok uğraştırdı. En fazla bu kadar yapabildim. Youtube da yüklediğiniz videoyu daha da sıkıştırınca haliyle görüntüde kalite kayıpları yaşıyorsunuz. Yine de idare ettiğini düşünüyorum sonuçta.

Kullanılan müzik Electric de Chocobo (Final Fantasy VII albümünden). Çok komik duruyor ama iyidir :D

Bir sonraki videoda görüşmek üzere; hoşçakalın :)

Saçma sapan reklamlar – Mars Göz

Total Recall filmini izlemiş olanlara komik geleceğini düşündüğüm bir çalışma oldu :) Umarım hoşunuza gitmiştir.

‘Saçma sapan reklamlar’ı bir seri olarak düşündüm. İleride bu tarz videolar devam edecek.

Müzik: Final Fantasy III albümünden ‘Tozas’ isimli parça.

Bir sonraki videoda görüşmek üzere; hoşçakalın :)

LIMBO

Video oyunlarının gerçek hayat (real life) versiyonlarını çekmek istiyorum ileride (günün birinde gerçekleşecek umarım). İyi animasyon bilgisi gerekiyor haliyle o tarz işler için (şuan bende olmayan birşey :)). LIMBO, bu tarz videolara giriş manasında ilk denemem. Güzel bir sonuç çıktı bence.

Hemen baştan diyeyim: bu video LIMBO oyunundan etkilenerek yaptığım bir çalışma. Youtube’da araştırdım ve ne hikmetse bu oyunla ilgili yapılmış ‘real life-vari’ bir çalışma hemen hemen hiç yok. Olanlar da çok amatör (elde kamera, görüntü siyah beyaz yapılmış ve o kadar). Bu açıdan aslında bu video özel bir konumda. Youtube’da Call of Duty olsun, Battlefield olsun, bu gibi oyunların fanları tarafından yapılmış çok video vardır. LIMBO gibi çok güzel bir oyunla neden kimse ilgilenmemiş; enteresan. Oyunu mutlaka oynamanızı tavsiye ederim. Çok güzel, çok orjinal bir oyundur. Sitesi: http://limbogame.org/

Videoya gelirsek..
Geçen hafta çektiğim ‘Ayağını yorganına göre uzatan adam’dan sonra (ki bu benim ilk yeşil perde denemem oldu), ‘daha büyük sahne gerektirecek şeylerde arka planı görüntüden nasıl çıkartabilirim’ diye düşünüyordum. O tarz işler için kullanabileceğim kocaman bir perdem yok (ki olsa bile zaten o perdeyi ben nasıl kontrol edeceğim tek başıma :)). Yeşil perde dışında, arka planı sanki bir perdeymiş gibi kullanabileceğim başka bir formul olabilir mi diye düşündüm. Aklıma overexposed (aşırı pozlanmış) bir geri plan önünde sahneyi çekip, daha sonra after effects’de bu aşırı pozlama sonucu oluşmuş bembeyaz arkaplanı görüntüden çıkartma fikri geldi. Bu iş şöyle oluyor:

Kameranın çektiği:
limbo1

Beyaz arka planın After Effects’de çıkartılmış hali (daha iyi anlaşılsın diye yeşil renkle değiştirildi):
limbo2

Ön planı siyaha boyama:
limbo3

Karıncalanma ve vignette efekti eklenmiş:
limbo4

Asıl arkaplan ve son:
limbo5

Bu tarz bir çekim yaparken dikkat edilmesi gereken şey, önde hareket edecek kişinin arkasında hiçbir şey bulunmaması. Arka plana sonradan efekt olarak ne istiyorsanız zaten kendiniz ekleyebiliyorsunuz. Bu tarz bir çekimi yapabileceğim yerin haliyle bir tepe üzeri falan olması gerekiyordu. Avşa Adası’nda bu tarz yerler mevcut. Öte yandan çekimi yaptığım yer biraz eğimli olduğundan, ve arka plana başka bir tepe girdiğinden, kamera ile doğru açıyı yakalamam biraz uzun sürdü. Şuanki hali bile aslında çok optimum değil (kamera hafif solda duruyor. Bundan dolayı sağa doğru sahne geriye gidiyor). Neyse ki siyahlaştırma sonucu sahnenin alan derinliği etkisi azaldı. Çok sırıtmıyor.

Oyundan etkilenerek yapsam da bire bir oyuna bağlı kalmak istemedim. Örneğin oyundaki karakterin gözleri vardır ve arada kırpar gözlerini. Videoya göz eklemek istedim (hatta yarım günümü aldı bu iş). Yerden kalktıktan sonra yürümeye geçtiğim yere kadar sorun yok; çok güzel oturdu. Öte yandan yürümeye başladıktan sonra kafamı çevirdiğim için gözlerden birisi kaybolmak durumunda kalıyordu. Yürürken kafada duran ve yanıp sönen bir göz acayip sırıttığı için bu işi iptal etmek durumunda kaldım. Normalde oyundaki karakter sağa veya sola doğru yürürken iki gözünü de görebilirsiniz. Ben o şekilde yürümediğim için öyle yapamadım. Bu özelliği tamamen esgeçmemek adına ise sonda kameraya dönüp baktığım yerde gözleri ekledim. Bu şekilde video ufak bir anlam daha kazandı.

Oyundaki karakter nispeten hızlı hareket ediyor ve koşuyor. Ben o kadar hızlı hareket etmek istemediğim için biraz ağırdan aldım. Ruhani ortama daha uyum sağladığını düşünüyorum.

Yürürken ortaya gelip sola, arkaplana doğru bakmamla başlayan kısım, Final Fantasy 7′de Cloud’un Northern Crater’a çıkarkenki efekti. Orda da ön plan aşşağı doğru kayarken arka plan yukarı çıkardı (başka yerlerde de uygulanmış olabilir, ben ona istinaden yaptım (FF7 favori oyunum da :))). Burdaki ses efektleri de zaten Final Fantasy 7′den yine. Burdaki efekt ruhunu teslim etmek veya bazı şeyleri kavramak olarak düşünülebilir. Size kalmış :) İki boyutlu halden motorla kaza yaptığı sahneye geçiş esnasındaki sesler bana ait ve kamera kaydı. Sesleri kaydederken istemsiz olarak uzaktan bir köpek havlamaya başladı. Ben normalde sadece rüzgar sesi alacaktım ve bu durum canımı sıkmıştı. Öte yandan sonradan düşününce bu tarz kazalarda genelde köpekler havlamaya-ulumaya başlar. Videoya ekleyince de aynı anlam çıktı. İki türlü yorumlanabilir aslında; köpekten ötürü kaza yapmışım veya kaza başka bir nedenle olmuş, köpek de sanki bundan ötürü havlıyor, gibi.

Müzikler Limbo oyunundan. Arka plandaki cızırtı tarzı ses, oyunun Credits parçası. Çalan müzik ise Alone isimli parça. En sona başka bir parça ekleyecektim ama vazgeçtim. Bu haliyle müzik biraz erken kesiliyor aslında ama çok da sırıtmıyor. Fena olmadı sonuçta.

Videoya normalde daha fazla efekt ekleyecektim (özellikle sis ve ışık hüzmesi-partikülü tarzı efektler. Bu tarz efektler oyunda bolca mevcut zira). Öte yandan render süreleri uçtu (5-6 saat). Aslında çok uzun süreler değil ancak yaptığım efektin, videonun geneline uyumluluğunu test edebilmek için sürekli render yapmak gerekiyor. E bu da haliyle süreleri uçuruyor. Kullandığım notebook çift işlemcili eski birşey. Bu tarz şeyler için çok ağır kalıyor. Bundan ötürü malesef videoyu daha fazla çeşitlendiremedim. Bir dahaki sefere diyorum artık :)

Güzel ve eğlenceli bir çalışma oldu benim için. Umarım sizin de hoşunuza gitmiştir.

Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşçakalın :)

Ayağını yorganına göre uzatan adam

Başka bir kısa video daha :) Yaparken çoook güldüm şahsen. Umarım hoşunuza gitmiştir :)

Yeşil perde içeren ilk videom bu. O bakımdan biraz özel bir konumda :) 2 çekim denemesi yaptım. Aklımdaki ilk fikir ayak topuğumu sabit tutup, yeşil perdeyi bilek hizasından başlatıp, perde önünde kalan kısmı topuğuma montelemekti. Ancak videoyu çekince anladım ki bu şekilde olamazdı. Ben de ayağımı komple perdeye sarıp tüm taban modelini çıkarttım. Kaliteli bir perde değil bu (hatta bildiğiniz pencere perdesi yani :). Renk dağılımı eşit değil ve gözenekli bir yapısı var. Keylight ile uygun bir sonuç yakalamam çok uzun sürdü. Buna rağmen hala sağdan ve soldan ayağın genişleyip daraldığını görebilirsiniz. Ayağın oraya efekt ile montelendiğini hissettirmemek adına kenarlardaki pürüzleri frame bazında maskeledim ancak bu iş bir noktadan sonra acayip canımı sıktı ve ben de ‘olduğu kadar artık’ diye düşünüp bıraktım. Hava sıcak, çalıştığım ekran 15.6″. Bi yere kadar yani :) Daha iyi olabilirdi, ancak bu hali de çok fazla sırıtmıyor.

Ayağın uzarken çıkardığı ses efekti için 1.5 gün harcadım. Önce internette aradım. Eski çizgi filmlerde kullanılan bir efekt bu ancak o çizgi filmlerde arka planda müzik de olduğundan sesi çıkartıp tekil olarak kullanmak çok zor. Harici olarak pek bir sonuç bulamayınca kendim yapayım madem dedim. Duyduğunuz ses bepanthen sürülmüş küçük bir balonun, ıslatılmış cam üzerinde çıkardığı ses oluyor :) Şaka gibi ama bu sesi yakalamak 1 günümü aldı. Sonuçtan hala memnun değilim ama çektiğim eziyeti bir ben bilirim deyip geçiyorum :)

Ayak neden büyük diye düşünüyorsanız; iki sebebi var. Birincisi dramatik etkiyi arttırmak için. ‘Ekranı daha çok kaplasın, daha komik olsun’ demek için yani. Diğeri de teknik. Arka plandaki ayağımı kapatmak için biraz büyütmem gerekti. Ayak tabanını sabit tutup normal olarak büyütmeyi de denedim ancak ayak çok cılız durdu. Benim şahsen hoşuma gitmedi; aradığım etkiyi veremedi o şekilde. Hem zaten o kadar uzamış ayağın biraz şişmesi normal olsa gerek, değil mi? :)

Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşçakalın :)

Para her kapıyı açar

Merhaba tekrar :) Kısa videolarla devam ediyorum.

7 tane versiyonunu editledim bu videonun. Bir türlü karar veremedim hangisini yükleyeyim diye ancak sonunda yukardakinde karar kıldım. 1 dakika uzunluğunda olan bir türü de vardı ve o da komikti aslında ancak genel olarak bu tarz videoların olabildiğince kısa olmasını istediğimden, videoyu sonuç itibariyle kırpmak durumunda kaldım.

Yazabileceğim çok birşey yok :) Daha önce de dediğim gibi; bu tarz videolara ya hiç gülmezsiniz, ya da yıkılırsınız. Arası pek olmuyor :)

Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşçakalın :)

The Call

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba :)

Philip Bloom Panasonic GH3 için Genesis isminde bir kısa film çekmişti (aslında çeken kendisi değil. görüntü yönetmeni olarak çalıştı ancak kendisinin film üzerindeki payı büyük). Biraz onunla, biraz genel anlamda ‘kısa film’lerle, biraz da kendim ile dalga geçtiğim bir çalışma oldu. Ben çok eğlendim yaparken. Umarım sizin de hoşunuza gitmiştir :)

Çekimleri 2 günde tamamladım. Neden bir DSLR yerine Sony EX1R tercih ettiğimi bu videoda anlayabilirsiniz. Videonun başındaki cep telefonuna aynı anda hem zoom yapıp hem de focus kaydırırken telefonu yerden alabilmek, tek kişi olarak çalışan ben için normalde mümkün değil. Ancak EX1R’nin ‘shot transition’ özelliği sayesinde kamera bu işlemi otomatik olarak yapabiliyor. Haliyle ben de bu süreçte kamera önünde yapmam gerekeni -ki bu durumda telefonu yerden almak- gerçekleştirebiliyorum. Benim için büyük kolaylık. Keşke tripod kafasında da benzer bir özellik olsa :D

Videoyu önce komple Türkçe olarak çekecektim ancak İngilizce daha bir ‘havalı’ durdu, haliyle. Tüm konuşmalar dublaj ve hepsi bana ait. İngilizce kısımlar biraz zorladı. İstediğim tonlamayı tutturabilmek için bayağı bir zaman harcadım. Ortaya çıkan sonuçtan memnunum ancak videoyu hoparlörden dinlerken bassların biraz fazla çıktığına karar verdim. Düzeltme ihtiyacı hissetmedim hoş. Editlemeyi yaptığım bilgisayar biraz hantal. Render sonuçlarını test etmek vakit alıyor. Sıkıldım ve ‘bu kadarı yeterli’ deyip bıraktım. Videonun sonunda Türkçe olarak telefonda konuşmam pek anlaşılmıyor olabilir diye altyazı ekledim annotation olarak. O kısımda biraz hızlı konuşmam gerekti. Olabildiğince net konuştum aslında ancak konuşma üzerine ‘telefon efekti’ ekledikten sonra ses biraz boğuldu. Büyük bir sorun diyemeyiz elbet.

Videoda efekt yok. Sadece daha ‘film gibi’ dursun diye renklendirme var. Magic Bullet Looks ile renklendirme çok kolay oluyor. Tabi tam anlamıyla sinemavari bir sonuç ortaya koyabiliyor muyum bilmiyorum ancak yaptığım renklendirme şahsen benim gözüme güzel gözüküyor. Bunun kritiğini yapan çok insan var yabancı forumlarda. Belki onların dikkat ettiği noktaları atlıyor olabilirim; bilmiyorum. Yine de fena değil diyebiliriz sanırım :) Videonun en sonundaki kısım renksiz, kameranın çektiği şekilde. Normalde tüm sahneleri o şekilde çekiyorum zaten. Renklendirme büyük fark yaratıyor haliyle :)

Açılış müziği Dead Space 3 oyununundaki “Graffiti Speaks” parçası. Yazılar çıkmaya başladığında ise Half Life 2 oyunundaki “Dark Energy” isimli parça çalıyor. En sonda telefonu masadan kaldırırken çalan ise Call of Duty Modern Warfare 3 müzik dosyalarının içirisindeki “shg_stinger_neutral_synth_long1″ parçası. Video ile güzel uyum gösterdiklerini düşünüyorum :)

Videolarımı izleyen olmadığı için ‘durmuştum’ yine uzun süredir ancak ‘make more videos’ uyarısı geldi artık. Devam etmem lazım anlaşılan :)

Bir sonraki videoda görüşmek üzere, hoşçakalın :)

« Previous Entries